“Taşıyabileceğimden fazlasının
yüklenmeyeceğini bilmekle birlikte,
taşıyamadığını yükün altında ezildiğimi
zannetmemi ve buna razı olmamı
sevdim. Yani ki uçurumların kenarına
getirip de beni sonra elimden tutarak gerisin geri çekeceğinin emniyetiyle,
ümitten korkuya, korkudan ümide
geçişimi, darlıktan feraha ferahtan
darlığa geçişimi çok sevdim. “Nazlı ve
zelil” olmamı mı istiyordu benden? Zelil
olmayı öğrendim Naz? Zaten ezelden ismim. Hiçbir şey istemezdim,
bilebilseydim. Perdeler kalksaydı aradan,
görebilseydim. Bir mağara. Bir dost. Bir
yılan. Varlığın teyidi, ölebilseydim…”

~Nazan Bekiroğlu~
Background Illustrations provided by: http://edison.rutgers.edu/

"…ama bir hicrete ihtiyacım olduğu kesindi. Hayatımı resetleyip her şeyi yeniden düşünmek, her şeyi yeniden yorumlamak, her şeye yeniden alışmak istiyordum. Elimdeki çay bardağını manasızca evirip çeviriyordum."

*
“Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.”

-Özdemir Asaf

*

"Beklerken bir kaç saat geçti. Yanımdan üç beş otobüs, beş on kedi, yirmi otuz insan geçti. Parkın üzerinden siyahın bir sürü tonu geçti. Sıkılıp eve döndüm, kumandaya gitti elim, ekrandan peş peşe programlar geçti. Önümden elinde çay bardağıyla annem geçti. Uzaktan trenler geçti. İçimden kısık sesle söylenen şarkılar geçti. Hatta bir ara içim geçti.Beklerken bir sürü şey geçti,zaman bir türlü geçmedi…"

-Ali Lidar

*

“Ama senin bir saatin var bilirim
Bir saatin var senin yüreğime envai çeşit kuşlar konduracak
Kolay geçmese de vakit
Beklerim..”