“Taşıyabileceğimden fazlasının
yüklenmeyeceğini bilmekle birlikte,
taşıyamadığını yükün altında ezildiğimi
zannetmemi ve buna razı olmamı
sevdim. Yani ki uçurumların kenarına
getirip de beni sonra elimden tutarak gerisin geri çekeceğinin emniyetiyle,
ümitten korkuya, korkudan ümide
geçişimi, darlıktan feraha ferahtan
darlığa geçişimi çok sevdim. “Nazlı ve
zelil” olmamı mı istiyordu benden? Zelil
olmayı öğrendim Naz? Zaten ezelden ismim. Hiçbir şey istemezdim,
bilebilseydim. Perdeler kalksaydı aradan,
görebilseydim. Bir mağara. Bir dost. Bir
yılan. Varlığın teyidi, ölebilseydim…”

~Nazan Bekiroğlu~
Background Illustrations provided by: http://edison.rutgers.edu/

https://www.youtube.com/watch?v=4mgyI11_8vo  


“Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve eşsiz olacaksın, ben de senin için.”



- Küçük Prens

"İntizar ettiğim birisi yok, 
dua ediyorum hayatıma giren 
yanlış kişiler için… 
Bana gelince ben; 
hazan yüzlü bir adamı aradım hep…”

|Lale Müldür

" Çiçeğe durmuş bir ağacın altına oturdum ve şunu mırıldandım: 
Güzel bir konuya değindi bahar…” 

Küçük çocuklar, yaşadıkları ancak söz diliyle anlatmakta zorlandıkları veya anlatmadan korktukları sıkıntılarını farkında olmadan bilinçaltının etkisiyle çizdikleri resimlere yansıtırlar. 
Çocuklar gördüklerini değil, düşüncelerini ve hayal ettiklerini çizerler. 

Bu gerçeği bilmeyen anne babalar ve çocuktan sorumlu kişiler çocuk resimlerini bir şeye benzetemez, bir anlam veremezler. 
Gerçekte, okuyabilen için, çocuk elinden çıkmış en basit bir çizginin bile anlamı vardır.

Mesela, çocuğun kaleminden çıkan Bir ev, bir ağaç, bir aile resmi çocuğun iç dünyasına ait onlarca ipucu taşımaktadır. Çocuğun yaz günü çizdiği ev resminde bile tüten bir bacanın olması size tuhaf gelse de bir psikolog için oldukça anlamlıdır. 
Çünkü tüten bir baca evde hayat olduğunu, yemek piştiğini, aile üyeleri arasında sevgi odaklı sıcak bir ilişki olduğunu göstermektedir.”